Bozcaada

Aman sakın gitmeyin! Ohoooo. Ömür bitiyor yol bitmiyor. Buradan dört saat teee Çanakkale’ye, oradan arabalı motorlarla Eceabat’a, oradan yine araba yoluyla bir buçuk saat Geyikli İskelesi. İşin yoksa bir de Bozcaada feribotunun saatini takip et, yetiş, kırk dakika yine feribotla karşıya geç. Ne oldu? Yedi saatte Bozcaada’ya geldin! Aman geldin de başın göğe erdi! Ne bir beach club var, ne jetski! Eller havaya desen hak getire! Ocak başı, ara ki bulasın! Sosyete mosyete, paparazzi maparazzi ilaç için istesen, yok, yok, yok! İnsan güneye tatile gider de bir tane manken görmez mi yahu! Sıkıcı bir yer canım! Sakın gitmeyin! “Bayarsınız falan yani”! Tatil köyü yok! Şaka gibi! Şöyle tramplenli, bol çoluk çocuklu, “çıkıp çıkıp atlamalı” yüzme havuzlu, kaydıraklı falan bir otel, “her şey dahil”, bol animasyonlu bir tesis falan, neredeee! Otellerde televizyon bile yok, bu devirde yani! Hayır, Ziraat Bankası’ndan başka banka yok, para çekeceksin, çekemiyorsun. Pespayelik canım! Deniz buz gibi zaten, yüz yüz alışılmıyor. Sersem eden bir rüzgar, hiç durmuyor. Amaaaan, çekilir gibi değil. Ben gittim, yine de gideceğim. Hatta sürekli gideceğim. Ama vallahi arkadaş hatırına! Rezalet bir ada canım! by Gülse Birsel